Süpürgesizliğe hayır!

Ben oradan oraya gitmeye her an hazır olan ancak bunu tek ulaşım yolu olarak uçağı kullanmak zorunda kalan bir tür cadıyım.Amacım o uçaklardan kurtulmak ve kendime sayenizde bir süpürge alabilmek…

İlk blog gönderisi30997

“Süpürgesizliğe hayır!” yazısını okumaya devam et

Reklamlar

Sevgi Günü…Günü Olmaz Ama Neyse…

Okuyan olmaz kesin ama ben yazayım!

Geldi yine tipini yediğim 14 Şubat…Kendi adıma en sevdiğim yanı bu butiklerdeki indirimler.Onun dışında 13 Şubat’ta kutlamayı tercih ederim.Hem indirim var,hem herkesten önce kutluyorsun,hem dayatmalı değil.Şimdi her erkek o acıyı çekecek,sanki erkek sevgili değil.Kadın tek başına sevgili…Ayıcıklar,tektaşlar,kırmızı güller(ıyyy gerçekten kırmızı gül sevmiyorum,napayım),yemekler ama galalı lütfen.Mazallah balık-ekmek yerseniz sokakta ölürsünüz!Hadi hepsini geçtim madem bir şey alacaksınız.Şimdi size bir önerim olacak.Nasıl olsa dinlemezsiniz.LÖSEV dükkanı var.Oradan alın.Şimdi bana diğer siteler gıcık olacak ama napayım,herkes gıcık bana zaten.😏Ne diyordum LÖSEV dükkanı çok şirin bir sorumlusu var.Kargo şirketi herkesin çalıştığı lanet firma ama hepsi onunla çalışıyor,takılmayın.

Bu dükkanda;onlar buna “sevgi günü” diyorlar,herşey var mı derseniz.Bana göre var.Kıyafet falan yok belki ama çok daha güzel,herşey dediğim,bir çocuğun gülümsemesi var.Aldığınız her ürün hastaneleri için tuğlalar demek.Madem seviyorsunuz,sevdiğinize niye bir çocuğun gülümsemesini hediye etmiyorsunuz.Linki koyuyorum.Okuyan olursa diye;

https://www.lsvdukkan.com

Tanımak…

Birini,bir şeyi tanımak…İnsanlar günümüzde,gerçekten çok tuhaf…Geçmişte de böyleydi,hatta daha kötüydü belki,ancak şimdi daha çok avantajımız varken,niye dez’lerdeyiz.Evet!Avantajlıyız, teknoloji,kitaplar,farklı da olsa görüşler,…genişlememiz için var.Ama biz napıyoruz?Daraltıyoruz. Beynimizi,hayatımızı,kalbimizi…

Geçmiş karşıma bazen biri,bana ben seni tanıyorum diyor.Nasıl diyorum?Etiketlerimi sayıyor,görünüşüme bakıyor,CV gibi resmen.Bana herkesin bildiğini söylüyor.Zaten içim dışım bir ya!Beni tanıyor.Ama yazdıklarımı okumuyor.O da ayrı konu,tek cümle değilse okumuyor.Görsel yoksa bakmıyor.Kuzenimi sevgilim sanan bile çıktı😅Ayrıntı nedir?Sorumun ardından…Tabi bunlar instagram da var.Kafa orada İşte kuzen yazdığına bile bakmıyor.Ayrıntı sevgili miydi!Kaptım mı puanı🤔Ayrıntı sevgili olsa puandan sanane!O da ayrı…Neyse beni tanıyorlar o kadar ki;hangi çiçeği severim,ne beni yorar,çayımı kahvemi nasıl içerim,gerçekten gülüşüm nasıldır,neyden çok korkarım,en çok istediğim hediye nedir,ya da benim birine almak istediğim en çok hediye,hangi şehri severim,hangi klibe bayılırım,hangi şarkıyı zamansız dinlerim,gözlüğümü ne zamanlar takarım,en sevdiğim şiir,en etkilendiğim kitap,ya da niye Matematik,veyahut saçımı ne tarafa yatırır,gözlerimin etrafındaki çizgileri seviyor muyum,…Bunlar böyle çoğaltılabilir…Ama bunlara ne gerek var değil mi!Etiketlerim ve fotoğraflarım belli,beni tanıyorlar😊

Şimdi e vakit geçirmeden nasıl bilsin diyen çıkar.Çıkar da vakit geçirmeden tanıdığını iddia etmek neyin özgüveni,derler.Yani ben derim.Ya da sen yıllardır gezdiğin insanı tanımıyorsun.E hani vakit geçirmeliydi!

Vakit geçirmek değil o!Önem verip,en ince ayrıntısına kadar gözlemlemek,her anında bir şeyini bilmeye çalışmak…

Şimdi bunu bile fotoğraf koyacağım için okumadan geçenler olacak.Olsun!Ben benim korkumu bilen,gözlüğümü ne zaman taktığımı öğrenmiş,halamın bile yıllar söylememle öğrendiği fotoğraflarda küçük çıkanın hangi gözüm olduğunu fark eden,neyi yemeyeceğimi bilen,Frida ve ayna merakımdaki detayı gören birkaç kişi koysam etrafıma yeter sanırım.En özeli de bunlara ek olarak en çok vermek istediğim hediyeyi,en kırıldığım noktayı bilsin.Tamamdır!

Sığ durmayın!Hani Bukowski diyor ya “Sevdiğiniz insanların burcunu, parfümünü biliyorsunuz ama korkularından pişmanlıklarından,hayal kırıklıklarından haberiniz yok.” diye işte bunu yapmayın.Ya da size bunu yapanın yanında mutlu olabileceğiniz yanılgısına düşmeyin.Detaylar her insanın karşısına bir gün çıkar 😉

Karneeee 😱😄

Eveeeett!Geldik bir dönem sonuna daha!Tatil şimdiden güzel geçsin,diyorum.Ve birkaç noktaya değinmek için başlıyorum kafa şişirmeye.

Bu dönem zaten berbat başladı.Kim ne derse desin,gerçekten öğrencisini düşünen her öğretmen bunu dedi.Düşünmeyen kısım,kusura bakmayın ama şu tek derdi memurluk ve maaş olan kısım yani;bana verirler ben anlatır geçerim,dedi.Ben hepsinin dışındaydım.Hem biraz veli,hem biraz öğretmen,biraz da danışılan…
Eğitim sisteminin berbatlığından bahsetmeyeceğim.Zira hepimiz içimizde biliyoruz neyin eksik olduğunu.Sadece ayrı iki kelime.Eğitim ve sistem…Ben burada gerek bana 16 sene eşlik eden öğretmenlerimden ve staj öğretmenimden gördüklerim üzerine birkaç şey söyleyeceğim.
Şimdi çoğunluk bir telaşta. Anlamadıkları bir sistemde sınava sokacakları çocukları ve düşük gelen puanlar için…Özellikle başta etrafımda olmak üzere;Matematik dersi için…Duyduğum cümleler çoğunlukla şunlar; ‘çalışıyor ama bir yerde hata yapıyor’ ya da ‘çalışsa yapacak’…Şimdi eğri oturup doğru konuşalım.Bu cümlelerime doğru çalışma stilini henüz keşfedememiş öğrencilerin çabalayan aileleri için demiyorum ama ailelerden şunu istiyorum.Bir düşünün lütfen;bu çocuk evet zamanının çoğunu okulda geçiriyor ama sen ne kadar okuldasın!Her gün gelip gitme değil bu bahsettiğim.Sen ne kadar bilinçlisin!Ben bu saatten sonra napayım,demeyin.O çocuğu yaparken bunun geleceğini biliyordunuz.Yani anne-baba olmak dışında ne kadar ebeveynsin.Bu demek değildir ki;okula her gün gel,bilimum özel ders ücretleri öde ya da ödevlerini yap diye bağırmak…Bakın öğretmen ve aile ne kadar paralel giderse,aile evde ne kadar çocuğun asıl! ihtiyacına yönelirse başarı gelir.Çalışsa yapacak cümlesi ne kadar kötü değil mi,mesela!Çalışmıyor peki neden!Öğretmeni sevmeyebilir,yetersiz olabilir,ailede bir şey canını sıkıyor olabilir ya da ergenlik döneminin sıkkınlığı,sıkıntıları olabilir.Sen bunlara ne kadar hazırsın!Öğretmen anlatır bazen gider,öğretmen her an değişebilir.Evet öğretmen çok önemli!Ama tek başına ne kadar yeterli!Lütfen çocuklarınızı düşük notlarını görür görmez suçlu arayıp,telaşa vermeden düşünün!
Bu arada bir maşallah derseniz size gurur verici iki karne de koyacağım. Madem bugün karneee😱😄

Benim bızdığım büyüyor ve abisi de…İkisi de gurur duydurdu.Kuzularım benim maşallah size.❤️❤️Haa bu arada karnemizi ablamıza gönderirken ilk aynalı özçekimimizi de yaptık 😄😍😘

B8862927-4F84-498F-80FC-7603D079EDB5

Yeni Yılı Gönderirken…

‘Nasıl yani!’ diyenler çıkacaktır.Öyle yani ben tersim ya hani…Ama okursanız belki ikna edebilirim.2017’ye bundan 365 gün önce yeni yıl demedik mi!Hatta ben Matematikçi kafası kendine hayrı yok asal bir sayı,siz hiç fayda beklemeyin demiştim.Ama ‘Yeni Yıl’dı.Etiketi oydu.Şimdi bir günde alıyorsunuz etiketini.Hoop çöp!Eski oluyor…Bir gün ile yaa…Bu kadar kolay işte eskitmek…Bir gün,bir adım,bir söz,…365 günü 1 gün ile atmak…Etiket sever millet olarak hiç acımıyoruz.Halbuki içinde acılarımız,sevinçlerimiz,ağlamalarımız,gülmelerimiz,kırgınlıklarımız,hayal kırıklıklarımız,kızgınlıklarımız,sevmelerimiz,nefret etmelerimiz, gezmelerimiz, sözlerimiz,susmalarımız,gelmelerimiz, gitmelerimiz,yorgunlularımız,enerji patlamalarımız,hastalığımız,sağlığımız,iyi günümüz,kötümüz,… yani an’larımız varken verdik eskiyi,gönderdik.Çabuk tüketiyoruz.Çabuk bırakıp,vazgeçiyoruz.Evet 2017 çok çektirdi.Ama gidin demedi.Bekledi vaktini.Bizse vakti dolmadan git artık demeye başlamıştık bile.Cefası geldi mi git diyoruz.Ama içindeki güzel şeyleri unutup…Bu kadar basit işte.Diyor yaa Behçet Necatigil;

Sevgileri yarınlara bıraktınız

Çekingen, tutuk, saygılı.

Bütün yakınlarınız

Sizi yanlış tanıdı.

Bitmeyen işler yüzünden

(Siz böyle olsun istemezdiniz)

Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi

Kalbinizi dolduran duygular

Kalbinizde kaldı.

Siz geniş zamanlar umuyordunuz

Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.

Yılların telâşlarda bu kadar çabuk

Geçeceği aklınıza gelmezdi.

Gizli bahçenizde

Açan çiçekler vardı,

Gecelerde ve yalnız.

Vermeye az buldunuz

Yahut vaktiniz olmadı.

Siz böyle yaparken,2017 ne yapsındı.Hemen bitse de gitsek dediğiniz 2017,vazgeçtiğiniz 2017 geçti,gitti.Halbuki genişti zamanı.Ama sizin zamanınız hep başka yerlerdeydi.O gitmedi aslında siz onu ittiniz.Ve bitti.

Eskiler…Ah Eskiler…

Ne çok severiz eskileri ısıtıp ısıtıp önlere sermeyi…En kin tutmam diyeninde bile birden acımasız hale getiren an’lar olur.Ben; yaaa banane,diyorum çok daralınca.Aldığım cevap konuşuyoruz öylesine oluyor.Öylesine mi,içimizdekiler sürekli dökülüyor.Yâd etmek kılıfı örülüyor,gerçek yâd edilmesi gerekenler başlayınca bir ajite başlıyor.Ah eskiler diye,giriyorlar.Nasıl çıkamadıklarını tahmin edin.

Madem ah eskiler diyeceğiz.Neden eski güzelliklerden bahsetmiyoruz.Mesela mektup;kaldı mı ki mektup yazan.Ben Ervam’a yazıyorum.O da bana.Mektup arkadaşım diyor bir de bana.Çok hoşuma gidiyor.Bir yerde okumuştum “Posta kutularına mektup yerine fatura konan bir devirde yaşıyoruz.Çok geç doğmadık mı sevgilim?…” diye.Evet dört gözle faturaları bekliyoruz.Mektuplar mı!Pul koleksiyonu çıktı,bitti.

Ya da mesela vesikalık fotoğraf taşıma…Ben cüzdan almak için tonlarca cüzdan baktım.Hiçbirinde vesikalık yeri ya yoktu ya da bir taneydi.Çok olanlar ise anne işi diyorlar ya o tabirden…Niye biz taşımıyor muyuz,onlar da mı ismi gibi anne zamanlarında kaldı.Haklısınız taşımıyoruz yerini bir dünya saçma kartlarımız aldı.Yetmedi kartlık aldık.Fotoğraflık değil kartlık…Halbuki ben çok severim vesikalık taşımayı.Bana vesikalık veren ya da isteyen insanı.Çünkü vesikalık genelde beğenilmez özellikle programlarla dolu telefonlarımızdaki oynanmış pozlarımız varken.Bana sanki en saf halimi verdim,seninle gelsin her yere ve herşeyin para olduğu dönemde her cüzdanını açtığında en saf halim seni karşılasın gibi gelir.Onlarla da oynuyorlar aslında ama yine de sevilmiyorlar.Yerleri bile yok baksanıza küçücük de olsa…Kartlar geldi insanların yüzlerini sildi.

O zaman,geride bıraktığımız şeyleri aradığım bu devirde geri dönemeyeceğimize de göre Murat Menteş ile duygularımı anlatayım;”Yanlış çağda yaşamanın stresi içindeyim.”

287B5751-518D-4F8D-807D-3DD44BC94B52.jpeg

Kadın Aklı,Erkek Aklı…

Ayyy böyle bir film vardı.The Ugly Truth …Klasik Türk çevirisi.Ama bu yine içeriğinden isim çevirisini kurtaran bir romantik komediydi.Iyy klasik Türk kızı başka ne tür izler, diyen önpatilerini topla.Bugüne bugün karşında Matematik’i futbolda anlatmış bir Matematikçi,öğretmen var😎 yani varmış😬Öyle futbol izlerim akıllara zarar😱O yüzden sus 🤫 Parmak kaldırmadan söz isteme.

Neyse ne diyorduk,bu da grup ismi gibi oldu.Evet ne söylüyorduk…😄Tamam yaa çabuk dağılıyorum ama toplayacağım bir dakika.Hah!Kadın aklı,erkek aklı…Bir sosyal medya hashtagiydi.(#KarşıCinseÖnerim) Ben zamanın değme feministi,gerçi hâlâ öyleyim ama daha ılımlı,bir dünya şey yazardım.Zaten çok konuşurum.Çok da yazarım.Allah ne verdiyse…O yüzden 280 karakter olması bile yetmedi.140’da kalsa iyiymiş.En azından alternatif kelimeler bakarken gelişiyorduk.Amaç az kelime,çok anlatım ama bizim ülke için mümkünatı yok.Aynı şeyi kırk kere demen lazım bir kere ve çoğu sesli harfleri unuttu.Bkz.İnş cnm ya…Velhasılıkelam yetmedi karakter.🧐Kafama burası geldi.Aklıma değil yalnız kafama…Şimdi karşı cinsciğim şu konuda anlaşalım istediğin gerçek kadın mı,kadıncık mı!Gerçek kadını evlenecek,eğlenecek diye ayırmazsın.Eğlenebildiğin ile evlenirsin.Mutlu olursun.Kadıncık dersen yaa eğlenirsin ki bu klasman dışı kalır.Küme BAL ligi bile kurtarmaz.Nereden gelir,nereye gider bilinmez.Ya da evlenilecek olur o da yemek,çocuk,dışarı burnunu uzatmamak,monotonluk,…Sonra mı!Offf,pufff,…Bu da düştü mü ofsayta defalarca.E bunun da imzası az eder oldu.Peki napacaksın güzel kardeşim eğlenebildiğin,ağlayabildiğin,rolleri arada kimseye çaktırmadan değişebildiğin,konuşabildiğin kadınla evleneceksin.Yani özetle;seveceksin.Yok öyle mantık evliliği…İşte bu La Liga olur.Katalanlar’ın asil duruşu olur.Tek pas ile uyum…

Haaa!Klişelerden kaçın bir de.Sen farklısın.Senin gibi birini tanımadım.İlk kez böyle bir durum görüyorum.Tanıdığım kimseye benzemiyorsun.Şimdi hayat film olsa “Mutluluk Zamanı” olur ispat ile “Bu Su Hiç Durmaz”.Ama değil ve erkeklerin aklı annelerine benzeyen kadınlara kayarmış.O zaman çatışmıyor musunuz!Sen tanıdığım kimseye benzemiyorsun derken!Bilinçaltınızı bir yoklayın bakalım.Belki de biz hep kendimize önlemler aldık.

Hooop kapatmadan bir de çok eğlenceli olduğumu söylüyorlar.Hiçbir anne eğlenceli olmaz bizim kuşak göz önüne alınırsa.Bu durumda 9 yaşındaki kuzenimin bana bulduğu asosyale mi kaçsam 🤔😄 Ama bir test yaptırsalar iyi olur.Tamam çocuklar zekalarının %80’nini anneden alırmış da.Benden ful gelmezse %20 de az değil.Matematikçi olarak riske atamam.Belki bir Einstein’ım olabilecekken yani 😜

Bir,iki yok.Deneme…26 dan tavşan olur mu?

Hep derler bugün benim hikayemin başladığı gün diye…Hayır bugün benim denememimin başladığı gün.

Deneme türü edebiyatta bölüm bölüm olur.Aralarında süreklilik olmaz.Benim hayatım işte bu…Sürekliliği olmayan 26 bölüm…21’ime kadar tek kişilik ve en sevdiğim bölümlerdi.Tek kişilik dediğim kahraman olarak tek.Yan oyuncular çoktu.Hepsi ana karakteri seviyordu.Hele 6.bölüme kadar dünyalar önüne seriliyordu.3 hala,1 amca,4 dayı,1 teyze,dedeler, anneanne, babaanne,…Ve benim korkak koruyucularım;babam ile annem.Korkaklık nereden?😄Babam bebekleri kucağına alamazdı.Ben 4 yaşına kadar kırılacak vazoydum.O kadar çekinirdi.Annem her zamanki gibi susar beyim bilirgillerdendi.Yoksa maşallah biri dünyaya kafa tutar,diğeri yılanı görse sinekmiş gibi davranırdı.Ortanca halam annem yoksa mutlaka onunla uyurdum.Ya da büyük dayımın bana öğrettiği küçük oyunlar…Geç kaldılarsa gittikleri yerden onunla da uyurdum.Diğerleri şanssız bu konuda onun oyunlarını öğrenemediler.Dedem alemin serti…Üç kez ağlatmışımdır onu.Halamı götürmeyin diye bağırırken(evleniyor😊),kaza geçirdiğimde ve evi verirken(garantiye alma gururu😊)…Amcam babam 4 yaşına kadar korkunca önüme boy boy bisikletler sererdi.Birinde yine ayaktan yaralıyım zaten fotoğrafta😄.Teyzem doğum günümde kolye alır,telefon alırdı(evli değildi tabiki😊).Küçük halam dert ortağım,yol gösterenim,o zamanlar kuma gibi kavga ettiğim,isim annem…Her pastamı o yedirirdi.Bana bir kot pantolon giydirememişti ama,bunu erkekler giyiyor diye giymezdim😊.Büyük halam sessiz severdi,diğer dayılarım biraz daha sesli severdi.

Aklımın erdiği ilk andan itibaren tüm mahalleyi toplayıp koca bir pasta ile her bölüm açılışında ve sonrasında kahramanım her an’ımı çekerdi.Her an’ıma ayrı bakar.Her bölüme ayrı bir güzellik katardı.Çok sevgi ile yapılan,çok sevgi ile büyüyen bir çocuktum.Çok şükür…Belki sevilmemişliğimin yıkımı bundandır.🤔

21’de bölümler değişti.Kahraman gitti,oyun bitti.Artık çekiştiremiyordum fotoğraflardaki gibi.Biz bu gibi nice fotoğraflardan eksildik.Hem de çok eksildik.Dayım,dedemin biri,Buse’m,son perde babam…Sonraki bölümlerin ana kahramanı ben değildim.Artık beni o kadar seven bir adam kalmamıştı.Şımarık kız çocuğu işte…Birkaç sene daha denedim olur muyum,diye?Olmadı.Haşarı,yerinde durmayan,cıvıl cıvıl ama sinirli kız çocuğu gitmiş.Kararlarını iki kişilik veren,hesap-kitap yapan biri gelmişti.Ama bu onu daha da hırçın yapmış mıydı,evet!Ne kadar hesapsız gözüktüğümün farkındayım.Orası da beni bilen de kalsın.😉

İki tokat yemiştim dillere destan feleğim şaşmıştı😄Ama adam hissetmiş hep diyorum ya;bir namaz varmış onda dua ederken 1 tane olsun yeter Allah’ım demiş.Hakikaten yetmiş😄Oturuş bile erkek çocuğu…

Neyse bu haşarı kızdan çıkan sivri dilli cadı 26.bölümü açıyor.Belki de bazı kitaplar yarım kalmalı,ne dersiniz?🤔

Öğretmen…

Öğretmenin sözlük anlamı;bir bilim dalını, bir sanatı ya da teknik bilgileri öğretmeyi meslek edinmiş, okulda öğrencilere ders veren kimsedir.

Peki nedir?Kimdir bu öğretmen 24 Kasım’da akıllara gelen…

Kendimden yola çıkacağım;hiç KPSS düşünmedim.Halbuki benim için ekstra kolaydı çoğuna göre.Bir kere girdim o da zaten daha mezun değildim.Tek Matematik yapıp çıktım.Aa bu arada Formasyonlu Matematikçiyim.Yani hem Matematikçi hem de lise Matematik öğretmeniyim diplomama göre.Bir gün sordular,hayır hep sordular; neden KPSS’ye girmiyormuşum.İlk başlarda kafa lay lay lom tabiii.Ben bir yere bağlı kalamam.Bu doğru.Ama sonra bir şey oldu 1 sene önce.O benim cevabımı değiştirdi.Artık tek cevabım şuydu.Girersem Doğu illerini yazarım.Aldığım tepkiler hep şu yönde oldu ve en yalın hâli ile babaannemin deyişi “Gızım oralarda naparsın,olmaz olmaz.” 😊İşte bu…Şu anda gerçekleri tenzih ederek söylüyorum ki;bana katkısı olan her öğretmenim oralardan geçmiştir,ancak tek amacı Batı’da,Güney’de olmak olan bir nesil geliyor.Dediğim gibi gerçek eğitimcileri tenzih ederek diyorum.Halbuki oralarda hayat var,öğrenmek var.Evet!Öğretmen,öğrenmesi hiç bitmeyen bir öğrencidir.Kitabı “ikra” oku ile başlayan,bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olacağını söyleyen alimleri olan ve vekil maaşları öğretmen maaşlarını geçmesin deyip Cumhurbaşkanı bile sınıfta öğretmenden sonra gelir diyen bir Başöğretmenimiz var iken;biz eğitilemeyen toplum öğretmenler gününü kutlayacağız.Kutlayalım.Ertesi günü de okullar tatil bunlar yine başımıza kaldı diyen anne-babalar olalım.

Ben kendi adıma harika öğretmenlerin elinden geçtim.Eğitim ailede başlar zaten ve ilk Başöğretmenim öğretildi bana.Sonrası dediğim gibi harika öğretmenler ilkokul,ortaokul,lise ve üniversite.Kimlerin eli dokundu saysam bitmez.Hepsine teşekkür ederim.Hepsinin ve görevini Doğu-Batı demeden yapan tüm güzel arkadaşlarımın öğretmenler günü kutlu olsun.Emeğiniz emanetimiz olsun nefes aldığımız sürece. 🙏🏼

Ooo Papatya…

Çoğu bilir bir papatya ancak öldüğünde güzel kokar, solduğunda ya gözden çıkarılır ya da dur kurumasını bekleyelim de çayını içeriz,saçımızı açarız gibi canlılığına pek önem verilmez.Çoğu sevdiğini söyler ama o beni seviyor mu,sevmiyor mu diye harcamaktan kaçmaz.Çok çok taç yapılır ama en kolayından yapmak yerine satın almayı tercih edilir.Her şey gibi…Taç yaparken bile nadir baş üstünde tutulur yani.İki fotoğraf üçüncü de ölmüş.Geçenlerde bir şey okudum.”İllaki çiçek hediye edeceksen tohum hediye et.Boşver!Koparma canından çiçekleri.Merak edene sorarsın;elinde ölen bir çiçek mi?Yoksa seninle can bulan bir çiçek mi?Hangisi?” diye.Hakikaten hangisi?…

Hayatımda emek üzerine okuduğum güzel bir yazıydı.Emek vermek,elinle can vermek…Koparmak kolay peki yetiştirmek,yetişmek,…

img_7635

Minik Dokunuş…

Bu aralar…Bu aralar,bu araları çok kullanılır oldum ama bu,arayı ne kadar ben bile bilmiyorum.Matematikçi söküğünü dikemiyor anlayacağınız.Kafam net hiç olmadığı kadar.Delinin akıllanması diyorlar sanırım.Ya da başka bir şey …Aman her şeyin de adı mı olmalı!Boşverin gitsin. 

Ne diyordum,bu aralar…Çok kararlar alıyorum,çok hırçınım,dilimin kemiği hiç olmadı.Hatta en çok en sevdiklerime karşı olmadı.İnsan belki de güvendiğinden bir şeylere…Karşısındakinin sevgisine mesela…Bu güzel bir şey sanırım.Hep dik başlı,öfkelendiğinde kendine evet kendine zarar vermeden yatmayan bir insan oldum.Ama ne yaptıysam evet ben yaptım.Bahanelere sığınmadım.Pişman oldum mu!Olduğum zamanlar oldu.Ama bu benim hayatımdı.”Hayır” demeyi beceremedim hiç.Ama ‘hooop orada dur,deyip sildiğim de çok oldu’ dediğim de çok oldu.Çok az insan bıraktım etrafımda.Çok az kişiye açtım kapılarımı.Bundan da pişmanlığım sadece birkaçına daha önceden kapasaydım dediğimdi.

Dönelim yine bu aralara…Alakasız insanlar nerede o cıvıltılı Berna diyorlar.Telefonda bile konuşunca kahkahalar attıran.Bunu diyen de bir medikalci.Yani bazen en yakının göremiyor ya da görmemek işine geliyor.Neyse olay bu değil.Olay bu aralar…Tam dedim ya bu aralar kendime döndüm.Benim minik dokunuşlu bızdığım geldi,girdi dünyama.Kapı zaten yok ona.Tabi ki mektubunu almış yine.Bir de çok önceden yazmış ama geçen yazdığından önce yazmış.Tabi siz bilmezsiniz belki biz mektup arkadaşıyız.Böyle güzel şeyleri unutmaması için çabalıyorum.Mektup unutulmaması gereken bir alışkanlık bence.7 sene mektuplaşan bir anne-babanın çocuğu olduğum için belki de 🙂 Her neyse ben yazım yanlışı,harf eksiltilmesi hiç sevmem.Eski kafalıyım sanırım.Bir yazım yanlışları var hayatımda gördüğüm en güzel yazım yanlışları.Aradan zaman geçince bir daha yazmış kaybettiğini sanıp ama bu sefer düzeltmiş.Ama ikisini de getirmiş.İçindekini garantiye alırcasına.Masumiyetine,o yazdığı parmaklara kurban olurum.Ben o an neredeydim bilmiyorum bile.Ama o minik dokunuşu ile bu an’ımı,geleceği değiştiremez belki lakin bu an’ı güzelleştirdi.Hep ilerle,ben olmasam bile hep kendini düzelt canımın içi.Hayatıma açılan en güzel sayfalardan birine…121