Süpürgesizliğe hayır!

Ben oradan oraya gitmeye her an hazır olan ancak bunu tek ulaşım yolu olarak uçağı kullanmak zorunda kalan bir tür cadıyım.Amacım o uçaklardan kurtulmak ve kendime sayenizde bir süpürge alabilmek…

İlk blog gönderisi30997

“Süpürgesizliğe hayır!” yazısını okumaya devam et

MAVİ AYRIDIR BENİM DURAĞIMDA

‘Fazla şiirden öldü Edip’ der ona Cemal Süreya…Neden mi yazılarıma Edip Cansever ile döndüm.Çünkü;şu an elimden o tuttu…

Geçen gün Turgut Uyar’ın doğum günüydü.Ve benim yanımda bunu konuşabilecek biri vardı.İnanın edebiyattan konuşabilecek arkadaşlarınız varsa gerçekten dünya başka oluyor.İkimiz de Matematikçi’yiz.Ama bilir misiniz,gerçek Matematikçiler daha çok sever edebiyatı…Neyse iniyoruz havuz başına…Sen havuzdayken ben şiir okuyacağım dedim.Klasiktir,denk gele açarız bu şiir benim olsun deriz.İçimizde hâlâ 30 dayanan çocuk olsa da…😄Dedim;bugün Turgut Uyar’ın doğum günü.Aaa ben de bir şeyler hatırlıyorum ama neydi,dedi.Elimdeki şiir kitabı ise Cemal Süreya’ya ait…Rast gele açtı.Karşısına çıkan Cemal Süreya’nın Turgut Uyar şiiri oldu…Şans…Ben açtım Edip Cansever şiiri çıktı…Göğe Bakma Durağı’nı anarken ‘Mavi’ye bakma durağı bulduk,dedim.🌸 Sonra konu konuyu açar ve dünya bir anlığına bize güzel olur.Sanki ‘Bir Kadın Üç Adam’ Hikayesi vardı,dedik.Kadın Tomris Uyar…Turgut Uyar’ın eşi…Eee diğerleri kimdi diyoruz.Başladık araştırmaya…Havuz falan başında bekliyoruz.😅Ve liste çıktı…Ama ‘Bir Kadın Üç Adam’ değil, ‘Dört Adam’ olarak çıktı.

Ülkü Tamer,Cemal Süreya,Turgut Uyar ve Edip Cansever…

Edip sevdi eşinden sonra…Hani o meşhur ‘…Mavi huydur bende…’ deyip eklediği ‘…Benim yetinmezliğimdir…’ dizeleri onun mavi kadar sonsuz bir yetinmezliği olduğunu kanıtladı. Yazdı…Platonik yazdı…

Kendi kelimeleriyle:Yorgun,ne ölüme ne ölümsüzlüğe benzeyen,darmadağın gövdesi değildi onu öldüren.Küçücük kalan kalbi ile ‘fazla şiirden öldü’ arkadaşının deyimiyle Edip…

Maviye aşıksan yetinemezsin duygularında…İyi ki doğdun Edip…

Eh Mavi ayrıdır benim durağımda…

SEVDA…

Yine ben…Söyleyeceğim birkaç şey var da…Sevgililer Günü’ymüş bugün.Öncelikle Graham Bell’i anın.Bugün telefon patenti için başvurmasa görürdüm ben sizi.Bekler miydiniz🤔Ben mektup seviyorum,beklerdim ile giriş yapayım.

Klasikleşti dilimde artık bilmeyen yok.Ben birbirini 7 sene bekleyen,eski tabirle konuşan bir anne-babanın numunesiyim.Mektuplar yazılmış,fedakârlıklar yapılmış,babamın müthiş sözü gerçek olmuş bir sevda.Sevda diyorum,benim daimi izlediğim bir radyo programında da dile getirilmişti.Aşk,sevgi,flört,…Çok basit anlamlar aldı artık.Sevda diyoruz buna.Anlamı iki kişi arasında saklı.Neyse;yokluk,çaba,vefa,küçük atışmalar 😄,güven,bağımlılık değil;bağlılık,7 yıldır çıkmayacak kadar sadık bir yüzük(eminim hiç çıkmayacak),birlik olmak,kendinden vermek,alttan almak,küs o yatağa girmemek ve gerçek tek yastık,…❤️Bunları içeren bir sevda,örneğim bu.Annem gözünü 19 yaşında babamla açmış,26’sında kavuşmuş,bitmemiş ama sevda da bitmemiş.27’den sonra,babam 30’unda(tam ideal 5 yaş büyük olmalı en fazla diyorum ya 😄) ben eşlik etmişim onlara…Onlara sorsalar ne derler bilemem.Bana sorsalar yine bu sevdaya eşlik etmek isterdim.

Ben babama benzerim huy olarak ama hep savunduğum bir şey var böyle evlilik,sevgililer!,…gibi çift taraflı günlerde neden hep erkek bir şey alıyor.Kadın tek başına mı eş ya da sevgili!…Zaten bu günlerde hatırlanmıyorsun,her şey gözüne sokuyor,oradan komple karşıyım ama madem sırf fotoğraf koymak için yapılıyor.Niye adam koyamıyor,çünkü adama alınmıyor.Bugün öğrendim.Bu duruşum da anneme benzemiş😄Annem zamanında babama nişanlıyken çiçek göndermiş.Daha sonraları belki benim da payım olabilir ama babam da almaya başladı.Sanırım sevdada anneme benzeyeceğim.Gözünde göreceğim,hissedeceğim,üzgünken lokma yumru gibi oturacak,nefes alamayacağım,stres mideme vuracak,…Ama babam gibi bekleyen biri olursa kahrın da başım gözüm üstüne diyeceğim.Özetle eski kafalı bir sevdalı olacağım.❤️İyi ki…

Alanya yazdırır…

Gaza getirdiler bir an bu cümleleri yazarken buldum kendimi.Ben bu çağı sevmedim.Açık ve net…Hatta,Zarifoğlu deyimiyle etimle kemiğimle nefret ettim.Ben konuşmayı çok severim,muhabbeti,iletişimi,…Ama beni susturdular.Konuştuğum kişi sayısı parmak ile sayılır hâle geldi.Şeffaftım.Gizleyecek bir şeyim yoktu.Hâlâ yok da az kişi biliyor artık.TV açıyorum.Bir sürü namus bekçisi ama dendiği gibi;kim bunu yapıyorsa asıl namus sorunu(kibar haliyle) yaşayan o’dur.Atatürk ilkeleri gereği lisansı iptal edilmeli düşünmeden.Gerçeğe dönüyorum.Fundik’imle konuşuyoruz.Her şey taktik olmuş.Aman gizli durayım,aman fotoğraf koyayım mutlu sansınlar,aman ilk adımı atmayayım şımarmasın,aman vermeden bekleyeyim malum olayın tek tarafı benim(en basitinden sevgililer günü hediyeleri,çoğunlukla erkek alır o da dayatmayla çünkü sevgili olan sadece kızdır(kadın diyemiyorum,benim için ergen hâlâ),…) Taktik…Maça mı,çıkıyoruz bilmiyorum.O zaman kamera takalım karşılıklı,en olmadı ‘VAR’a gideriz.Ama rağbet bu.İlk adımı da attık,gocunmadan düşündük de,sonuç iki sap kaldık.Gerçi ağrısız başımız diyoruz artık.Beklemiyoruz bile.Gelene yan taraftaki dükkana girin diyoruz.Gocunmadan giriyorlar.Asıl sorun da bu!Namus bekçileri,gocunmadan yan komşuya gidiyor.Bildiğin tanıdık,bildiğin ortak,sen olmadı arkadaşın olur,arkadaşın olmadı,başka vardır illaki arkadaşın.Bildiğin ana yol gözü ile bakılıyorken kavşakta trafik polisi oluyorsun.Tamam bu boş,buna geç,orası tıkalı bu taraftan devam et.Yollar ne yapsın.Ortada polis var,güvenli sanılıyor.Sonra ne oluyor.Yolların hepsinden geçince ya da 1-2 sini geçip birinde durunca mecbur polisten kaçıyorlar.Çünkü o tüm yolları gidişini biliyor.Yolların dili polis…Bilmediğinden ya da günümüzde yalancı ifade(yok o yolu hiç kullanmadı gibi) yaygınlığına maruz kalmadıysa polisi görünce kaç.Her şey dökülür çünkü.Halbuki basit.Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim.Bir tanesi ile olmadıysa,o kişinin diğer arkadaşından ne bekliyorsun.Atalarını seven toplum bu sözleri nasıl unutur!Bir arkadaşını denemişsin sonuçta referans polis ama yol çıkmamış.Yine aynı polisi referans alıp diğer yola niye girersin!Polis yalan ifade yazar diyorsan zaten polisi de at,savunma reddedilir.Ortaya çıkmaz diyorsanız,her şey bir gün patlar.Wikileaks bile patladı.Senin k.çı kırık hayatın mı patlamasın.Bir gün aynı ortama düşersen yüzünü kaldırabileceğin biri olmalı yanında.Yoksa aşağısı bizi de aşağı çeker.Fundik ve Alanya bir araya gelirse yazdırır 😄 Hadi bize sahtelikten uzak hayatlar👋🏼

Para,İnsan

Uzun zaman oldu haa!Belki de doktorumun dediği gibi gözümdeki olgunluğu bekledim ya da birikerek büyümeyi.Her ikisini de sevmiyorum baştan diyeyim.İçimdeki çocuğa bilerek veya bilmeyerek kast eden herkesten alacaklıyım.Hadi yaptınız!Hiç gönlünü almak da mı gelmedi,yüzünüze baka baka dudağını büzerken.Cümleler kurmasını,sana küstüm demesini beklediniz,onu bile dedi.Umrunuzda olmadı.Bu yüzden o çocuğun bunu yapan herkesten alacağı var.

Kimliğim 27 yaşında.Birazdan eniştem çıkıp 28 diye bağıracakmış gibi geliyor.Çok şükür diyorum yine de.Bu yaşta sahip olabileceğim birçok şeye sahibim maddi anlamda.En azından gözüken o.Ama hiç kimse gördü mü,bilmiyorum.Arabam oldu diyebilmem 6 ayımı aldı.Ev konusu zaten evlere şenlik.Sonunda olacak şey başında oldu.Bunlarda emeğim yoktu ki bir anda kabullenmem istendi.Halbuki diplomam,sertifikalarım,kütüphanem,…bunlar benimdi işte hatta kıyafetlerim bile.Onlar için uğraştım.Ama diğerleri geldi.Aaa ne güzel değil mi!Herkesin istediği şey parasal şeyler,…Yine diyorum çok şükür.Hani derler ya başımı sokabileceğim bir evim var,benim her şeyim olan,özellikle bir gün ağlaya ağlaya ‘iyi ki vardın oğlum’ dediğim bir arabam var.Da…Ne da’sı!Şımarık mısın sen,tabi tek çocuksun ya diyenler olur.Oluyor.Ben yine de da’sını yazayım.

Da…Bunlar sanıyor musunuz sizi içten güldürüyor.Kaç kişi biliyor benim gerçek gülmemi!Bizim hayalimiz vardı.Biz diyorum beni yeryüzünde ne yaparsam yapayım seven tek adam.Allah ondan razı olsun.Beni öyle güzel sevdi ki…Ondan şimdi belki de bu yetinmeyişim.Babam…Bizim hayallerimiz.Üniversiteye başladım emekli oldu.O kadar sabırsız,sinirliydi ki;trafikte arabada yanımdayken bir sürü şey yaptım.En sonunda ben kendime sinirden bağırıyorum baktı.Kızım,sakin,geç kenara sen,diyecek kadar ılımlı oldu.Mesela;bizim hayalimiz üniversite bitince onun bana Hyundai Getz almasıydı.Tabiii önce o diploma…Markamız bütçemizi aştığı için ben çalışacaktım.☺️Sonra mı,sonrasını ben düşünmedim ama eminim o düşünmüştür.Bıraktığı sözden belli.Düğününde Ramazan’ı getirtip oynayacağım.İşte ben burayı bilmiyordum.Ramazan’ın sesini,tarzını sevmem ondan belki de☺️Yani doğduğum evden,baba evinden çıkışım davulla olacaktı.Böyle mecburi taşınarak değil.

Şimdi bana bunlar yüzünden ‘vaaaay’ diyen oluyor.Ben de diyorum ama başka tonda.Söylesenize bunlar bana bu hayallerimi,saf sevgimi verebilir mi?Babamın ben sana inanıyorum,istersen o sınavlara gireceksin,doktoru boşver deyip gerçekten o sınavlara girmemi sağlamasını verebilir mi?Ben harika bir adamın kızıyım.Şimdi bana maddiyat diyorlar.Evet!Dediğim gibi hafif dağılır düşüncelerim,düşer modum ama yine toplarım.Ve gerçekten babam gibi;beni inandırıp yanımda duran,kızınca sakinleştiren,kızınca sakinleştirdiğim, beraber minik sevgiye hayaller dayalı kurabileceğim bir adam varsa masaya üç kere vursun.Benim insan ile işim oldu,olsun.Diğeri mi tek markette her gün gelen zamla gidiyor.İnsan öyle mi!

Not:Görsel alıntıdır.

Sevgi Günü…Günü Olmaz Ama Neyse…

Okuyan olmaz kesin ama ben yazayım!

Geldi yine tipini yediğim 14 Şubat…Kendi adıma en sevdiğim yanı bu butiklerdeki indirimler.Onun dışında 13 Şubat’ta kutlamayı tercih ederim.Hem indirim var,hem herkesten önce kutluyorsun,hem dayatmalı değil.Şimdi her erkek o acıyı çekecek,sanki erkek sevgili değil.Kadın tek başına sevgili…Ayıcıklar,tektaşlar,kırmızı güller(ıyyy gerçekten kırmızı gül sevmiyorum,napayım),yemekler ama galalı lütfen.Mazallah balık-ekmek yerseniz sokakta ölürsünüz!Hadi hepsini geçtim madem bir şey alacaksınız.Şimdi size bir önerim olacak.Nasıl olsa dinlemezsiniz.LÖSEV dükkanı var.Oradan alın.Şimdi bana diğer siteler gıcık olacak ama napayım,herkes gıcık bana zaten.😏Ne diyordum LÖSEV dükkanı çok şirin bir sorumlusu var.Kargo şirketi herkesin çalıştığı lanet firma ama hepsi onunla çalışıyor,takılmayın.

Bu dükkanda;onlar buna “sevgi günü” diyorlar,herşey var mı derseniz.Bana göre var.Kıyafet falan yok belki ama çok daha güzel,herşey dediğim,bir çocuğun gülümsemesi var.Aldığınız her ürün hastaneleri için tuğlalar demek.Madem seviyorsunuz,sevdiğinize niye bir çocuğun gülümsemesini hediye etmiyorsunuz.Linki koyuyorum.Okuyan olursa diye;

https://www.lsvdukkan.com

Tanımak…

Birini,bir şeyi tanımak…İnsanlar günümüzde,gerçekten çok tuhaf…Geçmişte de böyleydi,hatta daha kötüydü belki,ancak şimdi daha çok avantajımız varken,niye dez’lerdeyiz.Evet!Avantajlıyız, teknoloji,kitaplar,farklı da olsa görüşler,…genişlememiz için var.Ama biz napıyoruz?Daraltıyoruz. Beynimizi,hayatımızı,kalbimizi…

Geçmiş karşıma bazen biri,bana ben seni tanıyorum diyor.Nasıl diyorum?Etiketlerimi sayıyor,görünüşüme bakıyor,CV gibi resmen.Bana herkesin bildiğini söylüyor.Zaten içim dışım bir ya!Beni tanıyor.Ama yazdıklarımı okumuyor.O da ayrı konu,tek cümle değilse okumuyor.Görsel yoksa bakmıyor.Kuzenimi sevgilim sanan bile çıktı😅Ayrıntı nedir?Sorumun ardından…Tabi bunlar instagram da var.Kafa orada İşte kuzen yazdığına bile bakmıyor.Ayrıntı sevgili miydi!Kaptım mı puanı🤔Ayrıntı sevgili olsa puandan sanane!O da ayrı…Neyse beni tanıyorlar o kadar ki;hangi çiçeği severim,ne beni yorar,çayımı kahvemi nasıl içerim,gerçekten gülüşüm nasıldır,neyden çok korkarım,en çok istediğim hediye nedir,ya da benim birine almak istediğim en çok hediye,hangi şehri severim,hangi klibe bayılırım,hangi şarkıyı zamansız dinlerim,gözlüğümü ne zamanlar takarım,en sevdiğim şiir,en etkilendiğim kitap,ya da niye Matematik,veyahut saçımı ne tarafa yatırır,gözlerimin etrafındaki çizgileri seviyor muyum,…Bunlar böyle çoğaltılabilir…Ama bunlara ne gerek var değil mi!Etiketlerim ve fotoğraflarım belli,beni tanıyorlar😊

Şimdi e vakit geçirmeden nasıl bilsin diyen çıkar.Çıkar da vakit geçirmeden tanıdığını iddia etmek neyin özgüveni,derler.Yani ben derim.Ya da sen yıllardır gezdiğin insanı tanımıyorsun.E hani vakit geçirmeliydi!

Vakit geçirmek değil o!Önem verip,en ince ayrıntısına kadar gözlemlemek,her anında bir şeyini bilmeye çalışmak…

Şimdi bunu bile fotoğraf koyacağım için okumadan geçenler olacak.Olsun!Ben benim korkumu bilen,gözlüğümü ne zaman taktığımı öğrenmiş,halamın bile yıllar söylememle öğrendiği fotoğraflarda küçük çıkanın hangi gözüm olduğunu fark eden,neyi yemeyeceğimi bilen,Frida ve ayna merakımdaki detayı gören birkaç kişi koysam etrafıma yeter sanırım.En özeli de bunlara ek olarak en çok vermek istediğim hediyeyi,en kırıldığım noktayı bilsin.Tamamdır!

Sığ durmayın!Hani Bukowski diyor ya “Sevdiğiniz insanların burcunu, parfümünü biliyorsunuz ama korkularından pişmanlıklarından,hayal kırıklıklarından haberiniz yok.” diye işte bunu yapmayın.Ya da size bunu yapanın yanında mutlu olabileceğiniz yanılgısına düşmeyin.Detaylar her insanın karşısına bir gün çıkar 😉

Karneeee 😱😄

Eveeeett!Geldik bir dönem sonuna daha!Tatil şimdiden güzel geçsin,diyorum.Ve birkaç noktaya değinmek için başlıyorum kafa şişirmeye.

Bu dönem zaten berbat başladı.Kim ne derse desin,gerçekten öğrencisini düşünen her öğretmen bunu dedi.Düşünmeyen kısım,kusura bakmayın ama şu tek derdi memurluk ve maaş olan kısım yani;bana verirler ben anlatır geçerim,dedi.Ben hepsinin dışındaydım.Hem biraz veli,hem biraz öğretmen,biraz da danışılan…
Eğitim sisteminin berbatlığından bahsetmeyeceğim.Zira hepimiz içimizde biliyoruz neyin eksik olduğunu.Sadece ayrı iki kelime.Eğitim ve sistem…Ben burada gerek bana 16 sene eşlik eden öğretmenlerimden ve staj öğretmenimden gördüklerim üzerine birkaç şey söyleyeceğim.
Şimdi çoğunluk bir telaşta. Anlamadıkları bir sistemde sınava sokacakları çocukları ve düşük gelen puanlar için…Özellikle başta etrafımda olmak üzere;Matematik dersi için…Duyduğum cümleler çoğunlukla şunlar; ‘çalışıyor ama bir yerde hata yapıyor’ ya da ‘çalışsa yapacak’…Şimdi eğri oturup doğru konuşalım.Bu cümlelerime doğru çalışma stilini henüz keşfedememiş öğrencilerin çabalayan aileleri için demiyorum ama ailelerden şunu istiyorum.Bir düşünün lütfen;bu çocuk evet zamanının çoğunu okulda geçiriyor ama sen ne kadar okuldasın!Her gün gelip gitme değil bu bahsettiğim.Sen ne kadar bilinçlisin!Ben bu saatten sonra napayım,demeyin.O çocuğu yaparken bunun geleceğini biliyordunuz.Yani anne-baba olmak dışında ne kadar ebeveynsin.Bu demek değildir ki;okula her gün gel,bilimum özel ders ücretleri öde ya da ödevlerini yap diye bağırmak…Bakın öğretmen ve aile ne kadar paralel giderse,aile evde ne kadar çocuğun asıl! ihtiyacına yönelirse başarı gelir.Çalışsa yapacak cümlesi ne kadar kötü değil mi,mesela!Çalışmıyor peki neden!Öğretmeni sevmeyebilir,yetersiz olabilir,ailede bir şey canını sıkıyor olabilir ya da ergenlik döneminin sıkkınlığı,sıkıntıları olabilir.Sen bunlara ne kadar hazırsın!Öğretmen anlatır bazen gider,öğretmen her an değişebilir.Evet öğretmen çok önemli!Ama tek başına ne kadar yeterli!Lütfen çocuklarınızı düşük notlarını görür görmez suçlu arayıp,telaşa vermeden düşünün!
Bu arada bir maşallah derseniz size gurur verici iki karne de koyacağım. Madem bugün karneee😱😄

Benim bızdığım büyüyor ve abisi de…İkisi de gurur duydurdu.Kuzularım benim maşallah size.❤️❤️Haa bu arada karnemizi ablamıza gönderirken ilk aynalı özçekimimizi de yaptık 😄😍😘

B8862927-4F84-498F-80FC-7603D079EDB5

Yeni Yılı Gönderirken…

‘Nasıl yani!’ diyenler çıkacaktır.Öyle yani ben tersim ya hani…Ama okursanız belki ikna edebilirim.2017’ye bundan 365 gün önce yeni yıl demedik mi!Hatta ben Matematikçi kafası kendine hayrı yok asal bir sayı,siz hiç fayda beklemeyin demiştim.Ama ‘Yeni Yıl’dı.Etiketi oydu.Şimdi bir günde alıyorsunuz etiketini.Hoop çöp!Eski oluyor…Bir gün ile yaa…Bu kadar kolay işte eskitmek…Bir gün,bir adım,bir söz,…365 günü 1 gün ile atmak…Etiket sever millet olarak hiç acımıyoruz.Halbuki içinde acılarımız,sevinçlerimiz,ağlamalarımız,gülmelerimiz,kırgınlıklarımız,hayal kırıklıklarımız,kızgınlıklarımız,sevmelerimiz,nefret etmelerimiz, gezmelerimiz, sözlerimiz,susmalarımız,gelmelerimiz, gitmelerimiz,yorgunlularımız,enerji patlamalarımız,hastalığımız,sağlığımız,iyi günümüz,kötümüz,… yani an’larımız varken verdik eskiyi,gönderdik.Çabuk tüketiyoruz.Çabuk bırakıp,vazgeçiyoruz.Evet 2017 çok çektirdi.Ama gidin demedi.Bekledi vaktini.Bizse vakti dolmadan git artık demeye başlamıştık bile.Cefası geldi mi git diyoruz.Ama içindeki güzel şeyleri unutup…Bu kadar basit işte.Diyor yaa Behçet Necatigil;

Sevgileri yarınlara bıraktınız

Çekingen, tutuk, saygılı.

Bütün yakınlarınız

Sizi yanlış tanıdı.

Bitmeyen işler yüzünden

(Siz böyle olsun istemezdiniz)

Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi

Kalbinizi dolduran duygular

Kalbinizde kaldı.

Siz geniş zamanlar umuyordunuz

Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.

Yılların telâşlarda bu kadar çabuk

Geçeceği aklınıza gelmezdi.

Gizli bahçenizde

Açan çiçekler vardı,

Gecelerde ve yalnız.

Vermeye az buldunuz

Yahut vaktiniz olmadı.

Siz böyle yaparken,2017 ne yapsındı.Hemen bitse de gitsek dediğiniz 2017,vazgeçtiğiniz 2017 geçti,gitti.Halbuki genişti zamanı.Ama sizin zamanınız hep başka yerlerdeydi.O gitmedi aslında siz onu ittiniz.Ve bitti.

Eskiler…Ah Eskiler…

Ne çok severiz eskileri ısıtıp ısıtıp önlere sermeyi…En kin tutmam diyeninde bile birden acımasız hale getiren an’lar olur.Ben; yaaa banane,diyorum çok daralınca.Aldığım cevap konuşuyoruz öylesine oluyor.Öylesine mi,içimizdekiler sürekli dökülüyor.Yâd etmek kılıfı örülüyor,gerçek yâd edilmesi gerekenler başlayınca bir ajite başlıyor.Ah eskiler diye,giriyorlar.Nasıl çıkamadıklarını tahmin edin.

Madem ah eskiler diyeceğiz.Neden eski güzelliklerden bahsetmiyoruz.Mesela mektup;kaldı mı ki mektup yazan.Ben Ervam’a yazıyorum.O da bana.Mektup arkadaşım diyor bir de bana.Çok hoşuma gidiyor.Bir yerde okumuştum “Posta kutularına mektup yerine fatura konan bir devirde yaşıyoruz.Çok geç doğmadık mı sevgilim?…” diye.Evet dört gözle faturaları bekliyoruz.Mektuplar mı!Pul koleksiyonu çıktı,bitti.

Ya da mesela vesikalık fotoğraf taşıma…Ben cüzdan almak için tonlarca cüzdan baktım.Hiçbirinde vesikalık yeri ya yoktu ya da bir taneydi.Çok olanlar ise anne işi diyorlar ya o tabirden…Niye biz taşımıyor muyuz,onlar da mı ismi gibi anne zamanlarında kaldı.Haklısınız taşımıyoruz yerini bir dünya saçma kartlarımız aldı.Yetmedi kartlık aldık.Fotoğraflık değil kartlık…Halbuki ben çok severim vesikalık taşımayı.Bana vesikalık veren ya da isteyen insanı.Çünkü vesikalık genelde beğenilmez özellikle programlarla dolu telefonlarımızdaki oynanmış pozlarımız varken.Bana sanki en saf halimi verdim,seninle gelsin her yere ve herşeyin para olduğu dönemde her cüzdanını açtığında en saf halim seni karşılasın gibi gelir.Onlarla da oynuyorlar aslında ama yine de sevilmiyorlar.Yerleri bile yok baksanıza küçücük de olsa…Kartlar geldi insanların yüzlerini sildi.

O zaman,geride bıraktığımız şeyleri aradığım bu devirde geri dönemeyeceğimize de göre Murat Menteş ile duygularımı anlatayım;”Yanlış çağda yaşamanın stresi içindeyim.”

287B5751-518D-4F8D-807D-3DD44BC94B52.jpeg

Kadın Aklı,Erkek Aklı…

Ayyy böyle bir film vardı.The Ugly Truth …Klasik Türk çevirisi.Ama bu yine içeriğinden isim çevirisini kurtaran bir romantik komediydi.Iyy klasik Türk kızı başka ne tür izler, diyen önpatilerini topla.Bugüne bugün karşında Matematik’i futbolda anlatmış bir Matematikçi,öğretmen var😎 yani varmış😬Öyle futbol izlerim akıllara zarar😱O yüzden sus 🤫 Parmak kaldırmadan söz isteme.

Neyse ne diyorduk,bu da grup ismi gibi oldu.Evet ne söylüyorduk…😄Tamam yaa çabuk dağılıyorum ama toplayacağım bir dakika.Hah!Kadın aklı,erkek aklı…Bir sosyal medya hashtagiydi.(#KarşıCinseÖnerim) Ben zamanın değme feministi,gerçi hâlâ öyleyim ama daha ılımlı,bir dünya şey yazardım.Zaten çok konuşurum.Çok da yazarım.Allah ne verdiyse…O yüzden 280 karakter olması bile yetmedi.140’da kalsa iyiymiş.En azından alternatif kelimeler bakarken gelişiyorduk.Amaç az kelime,çok anlatım ama bizim ülke için mümkünatı yok.Aynı şeyi kırk kere demen lazım bir kere ve çoğu sesli harfleri unuttu.Bkz.İnş cnm ya…Velhasılıkelam yetmedi karakter.🧐Kafama burası geldi.Aklıma değil yalnız kafama…Şimdi karşı cinsciğim şu konuda anlaşalım istediğin gerçek kadın mı,kadıncık mı!Gerçek kadını evlenecek,eğlenecek diye ayırmazsın.Eğlenebildiğin ile evlenirsin.Mutlu olursun.Kadıncık dersen yaa eğlenirsin ki bu klasman dışı kalır.Küme BAL ligi bile kurtarmaz.Nereden gelir,nereye gider bilinmez.Ya da evlenilecek olur o da yemek,çocuk,dışarı burnunu uzatmamak,monotonluk,…Sonra mı!Offf,pufff,…Bu da düştü mü ofsayta defalarca.E bunun da imzası az eder oldu.Peki napacaksın güzel kardeşim eğlenebildiğin,ağlayabildiğin,rolleri arada kimseye çaktırmadan değişebildiğin,konuşabildiğin kadınla evleneceksin.Yani özetle;seveceksin.Yok öyle mantık evliliği…İşte bu La Liga olur.Katalanlar’ın asil duruşu olur.Tek pas ile uyum…

Haaa!Klişelerden kaçın bir de.Sen farklısın.Senin gibi birini tanımadım.İlk kez böyle bir durum görüyorum.Tanıdığım kimseye benzemiyorsun.Şimdi hayat film olsa “Mutluluk Zamanı” olur ispat ile “Bu Su Hiç Durmaz”.Ama değil ve erkeklerin aklı annelerine benzeyen kadınlara kayarmış.O zaman çatışmıyor musunuz!Sen tanıdığım kimseye benzemiyorsun derken!Bilinçaltınızı bir yoklayın bakalım.Belki de biz hep kendimize önlemler aldık.

Hooop kapatmadan bir de çok eğlenceli olduğumu söylüyorlar.Hiçbir anne eğlenceli olmaz bizim kuşak göz önüne alınırsa.Bu durumda 9 yaşındaki kuzenimin bana bulduğu asosyale mi kaçsam 🤔😄 Ama bir test yaptırsalar iyi olur.Tamam çocuklar zekalarının %80’nini anneden alırmış da.Benden ful gelmezse %20 de az değil.Matematikçi olarak riske atamam.Belki bir Einstein’ım olabilecekken yani 😜